30 Mart 2010 – Edebiyatta Atölyesi V – İstanbul

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.
Edebiyatta Savaş ve Barış Atölyesi V

Edebiyatta Savaş ve Barış Atölyesi’nde bu hafta Ahmet Hikmet Müftüoğlu,yazarın Çağlayanlar isimli hikaye kitabı ve kitaptan seçilmiş Üzümcü hikaye/denemesi irdelendi. Sunuş bölümünde Filiz Ülgüt ve Ümmü Burhan bize yazarın yaşamı, döneminin özellikleri, edebi ve felsefi arka planı konusunda son derece değerli bilgiler sundular. Böylelikle tanımadığımız yazar hakkında, okuduğumuz hikayeleri daha iyi anlamaya ve irdelemeye katkı sağlayacak ön bilgiye sahip olduk.

Moralı bir aileden gelen yazarın (1870-1927)Galatasaray Lisesi’nde okuduktan sonra devlet bürokrasisinde çalıştığını, uzun dönem diplomatlık yaptığını öğrendik.Gençliğinin geçtiği Balkanlar ve daha sonraki yıllarda görevle dolaştığı ülkelerdeki gözlemleri ve dönemin de ruhuna uygun olarak milliyetçilik akımından etkilendiğini, Türkçülük ve Turan ülküsü ile donandığını ve bunu yazılarına yansıttığını gördük.

Türk dili ile ilgili çalışmaları, dilin arılaştırılması çalışmaları ve milli edebiyat akımının kurucularından olmasının onun edebi kimliğinin omurgasını oluşturduğunu irdeledik.

Dedesinin müftü olması ve babasının tasavvufu iyi bilmesi onun divan ve din bilgisi konusundaki derin bilgisinin kaynakları olarak görüldü.

“Çağlayanlar” hikaye kitabı, içinde bu isimde bir öykü olmamasına karşın bir coşturma, ajitasyon, propaganda malzemesi olarak değerlendirildi.

Kendisi hikayelerini online casino masallarım olarak adlandırıyor. Gerçekten de kitabın çok sayıda öykü/denemesinde Türklerin tarihinden bildiğimiz motifler, öyküler, tarihi bilgiler ve destanlardan alıntılar yer alıyor. Türk ırkının köklerinin yüceliği, ırkın her şeyi gerçekleştirebilme becerisi ve içsel potansiyeli, Türklerin gücünün, coşkun bir dille okurda heyecan uyandıracak ve etkileyecek biçimde işlenmiş olduğunu gördük.

Üzümcü öykü/denemesinde, bir öykü gibi başlamasına karşın tam orta yerinde kesilip, sanki apayrı bir metne başlandığını,bir denemeye, bir ajitasyon metnine döndüğünü konuştuk. Öykü köy kökenli askerin gücüne bir güzellemedir. Büyük adada sokakta üzüm satan Üzümcü’nün “Çavuuuş” diye satış narası ile başlayan metin “İlahi bir kuvvetin,edebi bir feyzin var, ey Türk!” cümlesi ile bitmektedir.

“Sünbül Kokusu” isimli bir diğer öyküsünde iki arkadaşın, bir yürüyüş sohbeti içerisinde nasıl doğallıkla ve kolaylıkla savaşa katılmaya karar verdikleri anlatılmaktadır. Bu metin savaşta taraf olmanın ne kadar normal, sıradan bir karar olduğunu ve üzerinde fazla da düşünülmemesi gerektiğini anlatmaktadır.

Öykülerinin çoğunda insanın hayvani dürtüsünden, asıl doğasında savaşa yatkın olduğu defalarca anlatılmaktadır.

Okumalarda kendimizi çok zorladığımızda bulunabilecek en savaş karşıtı cümlenin, savaşa karşı çığlığın kadınlardan geldiği, “Padişahım alın menekşelerimi, veriniz gülümü” öyküsündeki Samime’nin Ayşeciğe feryadı “Çocukluğumdan beri duyduğum, gördüğüm, okuduğum:boğuşmak, savaşmak, vuruşmak! Her taraf nefret ve kan! Her taraf kin ve ateş! Niçin?”.

Yaşadığı dönemde olduğu gibi daha sonrasında ve bizim için de edebi kişilik olarak çok başarılı bulunmamakla birlikte özellikle gençleri etkileme gücü yüksek bulundu. Böylesi bir söyleme gereksinim duyanlar için engin bir kaynak olarak değerlendirdik.

Toplantı sonunda Atölye katılımcısı arkadaşımız Aslı Tohumcu’nun İthaki Yayınlarından çıkan yeni kitabı “Şeytan Geçti”nin küçük bir kutlamasını ve imza törenini yaptık.Bu kitap üzerinden çağın kendisini oluşturan şiddet ve dayatmalara dayanan iletişim biçimi üzerinde konuştuk.

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Comments are closed.