21 Eylül 2013 – Türkiye Barış Meclisi Barış Ödülü Gecesi – İstanbul

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Barış ödülünü ’Kardeş Türküler’ aldı

barisodulugecesi (2)Türkiye Barış Meclisi’nin organize ettiği, 2007 yılında kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden 1994 yılında kapatılan Demokrasi Partisi (DEP) milletvekillerinden Orhan Doğan anısına verilen Barış Ödülü töreni Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında yapıldı

Törenin açılış konuşmasını yapan Türkiye Barış Meclisi dönem sözcüsü Hakan Tahmaz ilki bu yıl yapılan ödül töreninin barışa hasret bu topraklarda barış için çabalayanların cesaretine cesaret, umuduna umut katmak için gerçekleştiğini belirtti.
Barış ödülü vermenin zor olduğunu ifade eden Tahmaz şunları söyledi: Kürt sorunu gibi bir sorun büyük ve kadim bir sorununda ödül vermek tahmin ettiğimizden daha zormuş. Bu zorluğun kaynağını ise hiç kuşkusuz 40 yıldır süren savaş, savaşın yarattığı toplumsal ayrışma ve kutuplaşma. Bir başka boyutu ise barışa dair her şeyin topluma kodlanarak sunulmasıdır. Barış Ödülü çalışmasını kritik bir dönemeçte başlattık. Çatışma ve savaş döneminin aşılmasının güçlü olanaklarının ortaya çıktığı bir ekipteyiz. Çözüm arayışlarının yoğunlaştığı ve demokratik mücadelenin esas olduğu döneme çok ağır bedeller ödeyerek girdik. Son aylarda yaşananlar da gösterdi ki bu yeni dönem de çok kolay olmayacak. Biz, burada bulunanlar ayrı kulvarlarda ama aynı hedefe yönelik çalışmalarla, eşit ve özgür bir arada yaşamı kuracağımıza ve kalıcı barışa ulaşacağımıza inanıyoruz. Her zaman ve her yerde olduğu gibi bu coğrafyada da savaş muktedirlerin eseri, barış hepimizin eseri olacak”
Barış adına, Türkiye’nin gerçekçi ve gerçekleşebilir yol haritasına ihtiyacı olduğunu söyleyen Hakan Tahmaz, “Birkaç aydır gözlemlediğimiz “ipe un seren” tutum terk edilmeli. Perakende demokratikleşme ve paket usulü kısmi düzenlemelerle kalıcı barışa ulaşmak oldukça zordur. Bizim ihtiyacımız, bütünlüklü demokrasi, eşitlik ve özgürlük. Bu çok doğal olarak büyük oranda hükümetin görev ve sorumluluğu. Bu da kuşkusuz diyalogla, müzakereyle, şeffaflık ve katılımcılıkla olmalı. Kürt sorunun çözümünde bunlar kilit role sahip. Zaman kaybetmenin, oyalanmanın anlamı yok. Barış yolunda ilerlemeyi hızlandıracak en önemli çaba, toplumda güven duygusunu geliştirmektir. Hrant Dink davasında 6 yıldır, Roboski’de 633 gündür ve Gezi protestosu etrafında yaşananlar toplumun güven duygusunun nasıl zedelendiğini gözler önüne seriyor” diye konuştu.
Ahmet Hakan, Prof. Ayşe Erzan, Fatih Polat, Gülten Kaya, Hakan Tahmaz, Murat Çelikkan, Hidayet Şefkatli Tuksal ve Orhan Dink’ten oluşan jüriye başkanlık yapan Prof. Ayşe Soysal ise yaptığı konuşmada ödülü Kardeş Türküler grubuna verme nedenlerini açıkladı.
Soysal şunları söyledi: Bulunduğumuz topraklarda yok sayılan, varlığı görmezden gelinen kültürlere ait müzikleri ve dansları yirmi yıldır araştırarak, yeniden yorumlayan; bu çaba ile farklı kültür, dil, inanç ve cinsiyet yönelimine sahip kişi ve toplumların bir arada, barış içinde yaşamasına dönük çalışmalar yürüten; yirmi yıl önce barış kelimesi egemenler tarafından bir tehdit olarak algılanır ve yasaklanırken yeni bir umuda kapı açmak için kendi projelerini başlatan; çabalarını bugüne kadar değişen politik koşullardan etkilenmeden, inatla ve ısrarla sürdüren; yok sayılan tüm “ötekileriö görünür kılarken, bu kültürlerin kendi aralarında da birbirlerini dinlemesi ve anlaması için gayret gösteren; bütün zorluklara rağmen, barış ve bir arada yaşama anlayışını geniş kitlelere ulaştırma başarısı gösteren; müzik alanında savaş karşıtlığının öncülüğünü yaparken, diğer sanatçı, kurum ve kişilerle işbirliği içinde bulunmaya özen gösteren; barışı sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu’dan Avrupa’ya, Amerika’dan Afrika’ya kadar her yerde seslendiren ve yaşadığımız topraklardaki online casino tüm barışseverlerin umudunu ve sesini dünyaya duyuran BGST Kardeş Türküler’e verilmesi oy birliğiyle kararlaştırılmıştır”

Ressam Mehmet Güleryüz’ün tasarladığı ödülü Kardeş Türküler grubuna yazar Yaşar Kemal verdi. Ödülü grup adına Vedat Yıldırım alırken, Feryal Öney ise bir teşekkür konuşması yaptı.

Kardeş Türküler grubunun mini bir konser verdiği ödül töreninde Mahir Günşıray da şiir okudu.

 

Hakan Tahmaz’ın ödül töreninde yaptığı konuşmanın metni:

Değerli dostlar, sayın basın mensubu arkadaşlar, hepinize Türkiye Barış Meclisi adına hoş geldiniz diyorum. Türkiye Barış Meclisi’nin kuruluşunu bu salonda gerçekleştirmiştik. 6 yılın ardından bugün bir toplantısında daha barışı tartışıyoruz. Yıllardır olduğu gibi bugün de şiddeti toplumsal yaşamdan dışlayarak Kürt sorununun adil, demokratik çözümüne katkı sunmaya çalışıyoruz. Bu yılların çoğu tam anlamıyla yasakların, baskıların gölgesinde geçti… bütün çabalar ve çabalayanlar bundan nasibini aldı. Ölümlerin, çatışmaların yol açtığı faşizan kalkışmaların, egemen milliyetçiliğin tırmanışının ve nefret söylemlerinin boğucu toplumsal atmosferi tartışmaların ve çabaların doğal sonuçlarının ortaya çıkmasını büyük ölçüde engelledi.

Yılbaşından ve özellikle de Newroz sonrasından bu yana silahların susmasının yarattığı toplumsal atmosferde aylardır barışın/çözümün gerçekçi, gerçekleşebilir bir yol haritası beklentisi ve istemi hiç bu kadar büyük toplumsal destek görmemişti. Hiç bu defaki kadar  büyük heyecan ve beklenti oluşmamıştı. PKK gerillalarının çekilmeye başlaması, Hükümetin Akil İnsanları Heyeti oluşturması; heyetin iki ay boyunca Türkiye’nin her yerinde tartışma toplantıları düzenlemesi, TBMM’de Çözüm Komisyonu kurulması gibi bir dizi gelişme bütün eksikliklerine, aksaklıklarına rağmen önemli, tarihi ve geleceğe daha fazla güven ile bakmamıza yol açan gelişmelerdir.

Ancak üzülerek ve önemle ifade etmek gerekir ki, çözüm sürecinin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor.Bizler gibi barış çabalayanlarda ve bu ülkenin sessiz çoğunluğunda çözüm umuduna kaygı gölgeleri düşüyor.Tarafların çeşitli yetkililerinin açıklamaları süreçte bir tıkanıklık yaşandığını bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Son günlerde geri çekilme konusunda yapılan açıklamaları bu kapsamda değerlendirmek gerek. Ancak çatışmanın yeniden başlaması bizce kabul edilebilir değildir.  Mevcut tıkanıklık  bizlerin elbirliğiyle, ortak mücadele ve çabasıyla aşılabileceğinden hiç kuşkumuz yok. Bugün burada yürüteceğim çalışma da bunun bir parçasıdır.

Kürt sorunun demokratik ve eşit çözüm mücadelesini doğru zeminde ve sonuç alıcı biçimde yürütülebilmesi için kısaca olup bitene bakalım:

 

Her şeyden önce İmralı, Kandil hükümet arasında yürütülen görüşmelerde önemli sorunlar var. Süreç olması gerektiği kadar şeffaf ve katılımcı tarzda yürütülmüyor. Medya aracılığıyla yanlış algılar oluşturuluyor. Bilgi kirliliğine oluşturuyor.  Yıllarını güvensizliğin derinleşmesine yol açılıyor. Benzer sorunları çözmüş ülkelerin deneyiminden biliyoruz ki, çözüm sürecinin kesintisiz sürmesinin sigortası güven artırıcı önlemlerdir. Bu doğrultuda atılacak ilk adım mutlaka hükümetin süreci “tek tabanca götürme veya ben bilirim,  gücüm var yaparım” olarak özetlenebilecek siyaset tarzından ve yaklaşımından uzaklaşmasıdır.

Diğer taraftan böylesine hassas ve kapsamlı bir sorun, önceden takvime bağlanmış bir tarzda sağlıklı yürütülmesi oldukça zordur. Bu nedenle kamuoyuna takvime bağlı açıklamalar yapmak doğru bir tarz değildir. Çünkü daha çözümüm çerçevesinde kesin bir ortaklık yoktur.

Bugünkü tıkanıklığı oluşturan en önemli sebep, hükümetin yol haritasının bilinmiyor olmasıdır. Akil insanlar Heyeti çalışmasının tamamlanmasının ardından açıklanacağı söylenen yol haritasından aylardır ses seda yok. Son günlerde açıklanacağı ifade edilen demokratikleşme paketinin  neleri içerdiğini hükümetten başka kimse bilmiyor.

Akil İnsanlar Heyeti’nin çalışmasının sonuçları nedir? Açıklayacağı söylenen yol haritası neden açıklamıyor? Bilmek istiyoruz.

Biz bu taleplerimizi Haziran ayının sonunda Hükümete sözlü ilettik. Sayın Devlet Bakanı Beşir Atalay’dan raporların yayınlanmasını, kamunun kullanımına açılmasını talep ettik.  12 Ağustos’ta da bu istemimizi yazılı ilettik. Akil İnsanlar Heyeti’nde yer alan insanları da bilgilendirdik bu çalışma hakkında, desteklerini istedik. Hükümetinde benzer yaklaşımda olduğunu öğrenmemize rağmen bugüne kadar hiçbir ses seda çıkmadı. Bazı bölgelerin raporlarını tamamlanmadığına ilişkin duyumlarımız var. Bunun bir an önce aşılmasını ve raporlarla birlikte hükümetin yol haritasının açıklanmasını istiyoruz.

Son iki ayın en popüler tartışması “PKK gerillalarının yüzde kaçının çekildiği veya neden çekilmenin yavaş sürdüğü konusu oluşturdu. Bu tartışmayı elinde konuya ilişkin sağlıklı ve kesin bilgi olanlar yapabilir. Geri çekilme başlarken biz/TBM, geri çekilmeyi izleyen heyetlerin oluşmasını talep etmiştik. Bu heyetler oluşsaydı, bugün “çekildi, çekilmedi” vb. tartışmalar yapılmayabilirdi.

Gerçek ise silahlar sustu, ölümler durdu, PKK’lı gerillaların geri çekilmesi ağır ve aksakta olsa sürüyor. Ama hükümet ve devlet tarafından atılmış ciddi, Türkiye’yi daha fazla demokratikleştirecek veya Kürtleri eşit yurttaşlar kılacak bir adımda söz edemiyoruz. Ya da buna ilişkin güven verici ciddi bir emare yok.

Aksine bazı gelişmeler süreci daha fazla sorunlu ve sıkıntılı hale dönüştürme potansiyeli içeriyor. Bunlardan biri TBMM sürdürülen yeni anayasa hazırlıklarında yaşanan “mevcut anayasanın değiştirilemez maddelerin devamı konusunda AK Parti, CHP ve MHP arasında oluşan sorunu çözmeyen bir mutabakat ve ana dil tartışmalarıdır.

Kürt sorunun çözümünün kilit konularını içeren bu “ mutabakat”,  demokratik çözümden uzakta olmanın güçlü emaresidir. Bu yaklaşım yeni anayasa ortaya çıkarmaz yamalı anayasa çıkarır. Halbuki gerekli olan demokratik çözüm ve bunun temelini tesis edecek yeni ve demokratik bir anayasa etrafında geniş ve kapsayıcı bir mutabakattır.

Bir hafta önce Nusaybin’de güvenlik güçlerinin PKK’li gerillalarının mezarlarına saldırıya ve cenaze hırsızlığı yapması büyük bir vicdansızlık ve provokasyondur. Buna izin veren, sessiz kalan herkes büyük bir vebal altına girmiş olacak. Barış/çözüm isteyenler bu vahşeti açığa çıkarmak zorundadır.

Diğeri bir konuyu ise Rojava ve Suriye konusunda hükümetin izlediği siyaset oluşturuyor. İçerde çözüm arayışları ve PYD ile diyalog sürdürme yoluna girilmişken Rojava’da,  el Nusra’yı kollamak veya destekliyor olmak akıllıca bir siyaset değildir. Yakın tarihin hiçbir anında bölge Kürtlerinin ortak geleceği bir birine  bu günkü kadar bağlı olmamıştır. Eskiden olduğu gibi artık bir kısım Kürt’ü, Kürt’e kır(dır)ma siyaseti izlerken Kürtlerin diğer kısmıyla iyi geçinmenin imkanı ortadan kalmıştır. Bugün Güney, Kuzey, Batı, Doğu birdir.

Keza Suriye’de yaşanan iç savaş ve krizi militarist ve yayılmacı politikalarla aşma yaklaşımı Kürt sorunun çözümünü kolaylaştırıcı bir yaklaşım değildir. Tam aksine süreci ciddi zora sokacak yaklaşımdır.

Barış ve çözüm yolunda hızlı ve emin adımlarla ilerlemenin biricik yolu her alanda daha fazla demokratikleşme, her yer de her kez ile eşitleşme yaklaşımıyla mümkündür.

Bu nedenle bugün barış ve demokrasi mücadelesi etle tırnak gibidir. Demokratikleşmekten tereddüt edilerek barış/çözüm gelemez. Savaşı muktedirlerin eseridir, barış ise kitlelerin. Bu nedenle hepimize, herkese çok görev ve sorumluk düşüyor. Yanlışlar, eksiklikler konusunda susmamak, uyarmak;  barış için atılan en küçük adımı ise adresine bakmadan desteklemek durumundayız. Bu nedenle yaşadığımız şu günlerin kıymetini bilmeliyiz. Çözüm için gerçekçi ve gerçekleşebilir adımlar, oyalanmadan, küçük hesaplar yapılmadan atılmalıdır.

 

Hakan Tahmaz

Dönem Sözcüsü

7 Eylül 2013-Ankara

 

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Comments are closed.