20 Mart 2004 – Basın Açıklaması – İstanbul

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Irak’ta işgale son

Amerika’nın Irak’a saldırmasının birinci yıldönümünde yapılan basın açıklaması

Merhaba dostlar,

Merhaba savaş karşıtları,

Merhaba barışın dostları,

Merhaba Bush’a, onun savaş çetesine, emperyalizme geçit vermeyeceğiz diyenler,

Tüm dünyanın meydanlarından, tüm dünyanın meydanlarına selamlar,

Merhaba bombalara, sürgünlere, tecavüzlere, şiddete, işkenceye insanlık onurunu ayakta tutarak direnen Irak halkı,

Ve merhaba Filistin’de duvarlara, tanklara, susuzluğa, açlığa karşı direnen çocuklar, gençler,

Bugün yeryüzünün savaş karşıtı tüm yürekleri bir olmuş çarpıyor. Filistin’de, Irak’ta, Amerika’da, İngiltere’de, İtalya’da, Pakistan’da, Yeni Zelanda’da, yeni Gine’de, Almanya’da, Arjantin’de, Endonezya’da, Japonya’da, dünyanın tüm başkentlerinde aynı coşku, aynı kızgınlık, aynı kararlılık, aynı barış sevgisi, aynı işgal karşıtlığı sokaklara taştı.

çünkü, bugün 20 Mart!

Tam bir sene önce, 19 Mart’ı 20 Mart’a bağlayan gece, ABD başkanı G. “Dabulyu” Bush Irak’a saldırı emrini verdi. Irak semalarında, binbir gece masallarının, uçan halıların şehri Bağdat’ın üzerinde 21 gün boyunca ABD uçaklarından atılan bombaların gürültüsü yankılandı.

20 Mart sabahı, yoksul Iraklılar, çocuk, kadın, yaşlı, hasta, genç Iraklılar korkunç bir gürültüyle uyandılar. ABD silahlı kuvvetleri Bağdat’ı harabeye çevirmek istercesine aralıksız bomba attı. Binlerce Iraklı, ne olduğunu anlamadan, ne yapabileceğini düşünemeden, çaresizce, ansızın yaşamını yitirdi.

20 Mart’ta ABD ve müttefikleri Irak’a yönelik işgal harekatını başlattılar.

Aradan bir yıl geçti.

Şimdi bu alanı dolduran, Bush’un savaş çığlıkları attığı günden beri savaşa karşı çıkan ve bugün yeniden dünyanın tüm meydanlarını savaş karşıtı sloganlarıyla güzelleştirenler, o gün de, Bush’un bir yalancı olduğunu, emperyalistlerin iddialarının bahane olduğunu hep birlikte haykırdılar.

15 Şubat’ta tüm dünyada on milyonlarca savaş karşıtı “Irak’ta İşgale Hayır” sloganlarıyla, aynı anda protesto gösterileri yaptı.

Çünkü, bal gibi biliyorduk. Bush ve savaş tacirleri yalan söylüyordu.

Irak’ta kitle imha silahı var diyorlardı. Hani? Nerede? Nerede? Irak’ta bugün ABD’nin kullandıklarından başka, herhangi bir kitle imha silahı var mı? Birleşmiş Milletler Sşlah Denetçileri aylarca aradılar Irak’ı. Burunlarını sokmadık delik bırakmadılar. Ama Irak’ta kitle imha silahı bulamadılar. Silah denetçileri, işgal başlamadan aylar önce, “Irak’ta dumanı tüten tek bir silah bulamadık”larını ve Irak’a “kitle imha silahı var” gerekçesiyle saldırmanın hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını açıklamışlardı.

Irak’a yönelik saldırı kararlılığını bu koskocaman yalana dayandıran Bay Bush, geçtiğimiz haftalarda, yanlış istihbarat almış olabileceklerini, Irak’ta büyük ihtimalle kitle imha silahı olmadığını açıkladı.

Yani, gözümüzün içine baka baka, “Ben tüm dünyaya yalan söyledim” diyor.

Ama biz zaten biliyorduk.

İlk kez bir savaş başlamadan milyonlarca insanı harekete geçiren savaş karşıtı hareket, kitle imha silahı iddiasının kuyruklu bir yalan olduğunu açıklamıştı.

Dünyada en çok kitle imha silahı üreten ülkenin ABD olduğunu kanıtlamıştı.

Saddam Hüseyin’in Kürtlere karşı kullandığı ve Halepçe’de binlerce insanın ölümüne neden olan kimyasal silahların en büyük satıcısının, bugün Bush’un peşinden şevkle koşan İngiltere olduğunu açıklamıştık.

Çünkü biliyorduk. Irak, Saddam Hüseyin, tek başına kitle imha silahı üretemezdi. ABD’nin ve büyük emperyalist şirketlerin desteği olmadan kimyasal silahına sahip olamazdı.

Biz, o gün haklı olduğumuzu biliyorduk, bugün haklı olduğumuzu bilmeyen kalmadı.

Biz, o gün Bush’un yalancı olduğunu biliyorduk, bugün Bush’un kendisi yalancı olduğunu itiraf etmek zorunda kaldı.

Biz haklı çıktık, savaş karşıtları, savaşa karşı mücadelenin politik boyutunu kazandı.

Çünkü şu gerçeği biliyorduk: Birinci Körfez Savaşı’ndan sonra, 500 bini çocuk olmak üzere 1 milyonu aşkın Iraklı yaşamını yitirdi. Uygar batı, uygar ABD’nin ambargosu yüzünden Irak’ta her ay 7 bin çocuk yaşamını yitiriyordu.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Yardımcısı ve İnsani Yardım Kordinatörü Denis Halliday, tanık olduğu insanlık utancına dayanamayıp 1998’de istifa etti. Görevini bırakırken söylediği sözler ise ibret vericiydi: “Bir ülkenin tamamını mahvetmek üzereyiz.”

Peki öyleyse neden Irak’a saldırdılar?

Neden bu kadar acele ettiler?

Bunun yanıtını ABD’deki savaş karşıtları çok iyi veriyorlar. Amerikalı savaş karşıtları, kendi yönetimlerine “Bush Cuntası” adını taktılar. Neden mi? ABD Başkanı Bush’dan yardımcısına, başkanın ulusal güvenlik danışmanından enerji bakanına, ticaret bakanından içişleri bakanına kadar, hepsi, iktidarı ele geçirmeden önce, petrol şirketi sahibi ya da yöneticisiydi de ondan. Bush Cuntası mensupları aynı zamanda Amerikan silah kartelleriyle de iç içe.

Irak’a saldırdılar, çünkü Irak dünyanın en büyük ikinci petrol kaynaklarına sahip.

Irak’a saldırdılar, çünkü dünyanın jandarması olduklarını bir kez daha kanıtlamak istediler. Güç gösterisiyle gözümüzü, ABD’nin emir eri gibi davranmayan rejimleri korkutmayı hedeflediler.

Soruyorum size: Irak’a demokrasi mi getirdiler? Hayır! Kocaman bir hayır!!!

Amerikalı askerler, Amerikalı generaller, Amerikalı valiler ve Amerikalı petrol şirketlerinin yönettiği Irak’ta demokrasi olabilir mi?

Irak’ta kargaşa, kan, her gün bombalama, silah sesleri, çocuk ölümleri, şiddet, tecavüz ve cinayet kol geziyor.

İşte ABD’nin özgürlük harekatının kısa bilançosu.

20 Mart 2003’te 20 Mart 2004’e kadar, resmi rakamlara göre Irak’ta 10 bin sivil Iraklı öldürüldü.

Kim tarafından? Petrol sevdalısı, idamsever, özgürlük düşmanı, çevre düşmanı ve ırkçı Bush’un sözcülüğünü yaptığı ABD emperyalizmi tarafından.

Bugün tüm dünyada her dinden, her inançtan ve her görüşten yüzbinlerce insan bu insanlık dışı, bu canice yöntemlerle sürdürülen ABD işgaline hayır demek için alanlarda.

Lütfen, sesimizi, tüm dünyanın sesiyle bir kez daha birleştirelim!

Tüm dünyayla birlikte bir kez daha haykıralım:

Irak’ta işgale son!

Uluslararası toplum, Irak’ta işgale karşı çıkıyor. Bizler de, Irak’ta işgale son diyen uluslararası hareketin bir parçası olarak buradayız.

Küresel savaş karşıtı hareketin bir parçası olarak 1 Mart’ta Ankara’da tezkereyi durdurmayı başardık.

Bu, tüm savaş karşıtı hareketin en somut, en moral verici kazanımı oldu.

Şimdi, bir kez daha, “Biz varız, buradayız!” demenin zamanıdır.

AKP hükümetine bir kez daha seslenmek için en uygun zamandayız.

AKP iktidarı, “Ya teröristlerden ya da benden yanasınız” diyerek dünyaya meydan okuyan Bush’u, Bsuh’un emireri Tony Blair’i ve emperyalizmin askeri aracı işlevini gören NATO komutanlarını Türkiye’ye davet etti.

Haziran ayında elleri sivil insanların kanlarına bulanmış tüm bu zevat, AKP’nin davetlisi olarak İstanbul’a geliyor.

Hep birlikte hükümete bir kez daha seslenelim: NATO’ya Hayır! Bush’a Hayır!

Türkiye’de halkın ezici çoğunluğu Irak’a yönelik savaşa karşıydı.

Türkiye’de halkın ezici çoğunluğu Irak’ın işgaline karşı.

Çoğunluk NATO’ya karşı!

Biz, Bush’a karşıyız.

AKP, halkın büyük çoğunluğuna rağmen, bu adımı atmamalıdır.

ABD’yle, savaş tacirleriyle, işgalci komutanlarla işbirliğine girmemelidir!

Uyarıyoruz!

NATO’yu ve Bush’u istemiyoruz!

İşgalcilerin değil, işgale karşı çıkan direnen Irak halkının yanındayız.

Bugün bir kez daha gösterdiğimiz gibi, sadece Irak halkının yanında değiliz; biz, bir bütün olarak küresel direniş hareketinin kendisiyiz.

Daha önce sormuştuk, yine soralım dostlar;

Sizin çocuklarınızın adları yok mu?

Ayşe, Ali, Ozan…

Iraklı çocukların da adları var: Hüseyin, Merve, Muhammed…

Onlar birer sayı değil. Onların da yüzleri, kalpleri, hayalleri var.

Onlara asla savaş zaiyatı, onlara asla birer sayı gözüyle bakmayın!

Irak’ta işgale son!

Yaşasın halkların kardeşliği!

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Comments are closed.