12 Nisan 2012 – “Askeri Harcamalar, İnsanlığa Zarar” Basın Açıklaması Haberler – İstanbul

0
Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

“Daha iyi bir dünya için birleşelim’ / DİHA -12 Nisan 2012

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu (Küresel BAK) üyeleri, son on yılda askeri harcamaların yüzde 50 arttığına ve NATO ülkelerinin savaş bütçesinin toplam 955 milyar dolar olduğuna dikkat çekti. Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Küresel BAK üyeleri, “Şirketlere kâr halklara mezar. Askeri harcamalar halkları harcar” pankartı açarak, “Silah değil eğitim, silah değil iş”, “Silah değil sağlık, silah değil iş”, “Savaşa hayır” sloganları attı. Küresel BAK üyeleri adına açıklama yapan sanatçı Kerem Kabadayı, askeri harcama yapmanın silahlanmanın ekonomik, sosyal ve insani maliyetlerini halkın sırtına yüklemek anlamına geldiğini hatırlattı. Kabadayı, “2010 yılında acil insani yardım gereken 7 ülkenin toplam talebi 305 milyon dolar iken en büyük silah üreticisi Lockhead Martin’in 2010 kârı bu rakamın tam 10 katı yani 3 bin 24 milyon dolardır” diye kaydetti.Türkiye 15. sırada

Kabadayı, Son on yıllık dönemde askeri harcamaların yüzde 50 artarak dünyadaki toplam üretimin yüzde 2,5’i olan bin 630 milyar dolara ulaştığına da dikkat çekerek, “NATO ülkelerinin savaş bütçesi toplamı 955 milyar dolar ve dünya bütçesindeki payı yüzde 62 oranındadır” dedi. Askeri harcamalara karşı birleşme çağrısı yaparak Türkiye’nin durumuna da dikkat çeken Kabadayı, savaş harcamalarına ilişkin şu verileri açıkladı: “Türkiye dünya askeri harcamalar listesinde 17,5 milyar dolar ile 15. sıradadır. Türkiye’nin askeri harcamaları son 5 yılda yüzde 40 artmıştır. Türkiye’nin askeri harcamalarının Gayri Safi Milli Hasıla’ya oranı Fransa, İngiltere ve Yunanistan dışındaki tüm Avrupa ülkelerinin üzerindedir. NATO ortalaması olan yüzde 2 seviyesinin de üzerindedir. Her Türk vatandaşı yıllık gelirinin 244 dolarını yani 440 lirasını silahlanmaya ayırmaktadır. Türkiye silah ithal eden ülkeler arasında 15. sıradadır. Türkiye 2010 yılında silah alımı için 3,6 milyar dolar harcamıştır. Dünya silah ticareti içinde en büyük 200 firma içinde 2 Türk firması Aselsan ve MKEK yer almaktadır.”

Türkiye’nin barış sevenlerine selam

Kerem Kabadayı’nın basın açıklamasının ardından söz alan Uluslararası Barış Bürosu’ndan Colin Archer, dayanışma dileklerini belirterek, barışın yollarının aranması gerektiğini ifade etti. Archer, savaşa yapılan harcamaların çok fazla olduğunu belirterek, Türkiye’de barış mücadelesi yürütenlere bol şans diledi.

“Savaşa değil, insana bütçe”

Marksist.org -12 Nisan 2012

Bugün Galatasaray Meydanı’nda pek çok kurum ve siyasi parti bir araya gelerek askerî harcamalara karşı bir basın açıklaması yapıldı. Daha iyi bir dünya için askerî harcamalara karşı birleşme çağrısının yapıldığı eylemde “Savaşa değil, insana bütçe!” denildi.

Grup adına Mor ve Ötesi grubundan Kerem Kabadayı’nın okuduğu basın açıklamasında Türkiye’nin askerî harcamalar sıralamasında dünyada 15. sırada olduğu belirtilerek, eğitime ve sağlığa ayrılması için gereken bütçenin savaşa ve silahlanmaya aktarıldığı vurgulandı.

Eyleme katılanlar arasında bulunan Uluslararası Barış Enstitüsü Genel Sekreteri Colin Archer da bir konuşma yaparak, tüm dünyada savaş karşıtı hareketin ve Türkiye’de Irak işgaline karşı verilmiş mücadelenin başarısına değindi. Basın açıklamasının ardından “Savaşa değil eğitime bütçe”, “Hiç kimse asker doğmaz”, “Savaşa hayır” sloganları atıldı.

Videolar için: http://marksist.org/haberler/6873-video-savasa-degil-insana-butce

‘Askeri harcamalara karşı birleşelim’

Etkin Haber Ajansı – 12 Nisan 2012

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu, Barış İçin Sanat Girişimi, Barış İçin Vicdani Ret ve Yüzleşme Derneği’nin de içinde olduğu çok sayıda kurum ve inisiyatif, Askeri Harcamalara Karşı Küresel Eylem Günü nedeniyle açıklama yaptı, “Daha iyi bir dünya için askeri harcamalara karşı birleşim” dedi.

Galatasaray’da bir araya gelen savaş karşıtları, “Şirketlere kar, halklara mezar. Askeri harcamalar, insanlığı harcar” yazılı pankart ile dövizler açtı.

Kurumlar adına açıklama yapan Kerem Kabadayı, son 10 yıllık dönemde askeri harcamaların yüzde 50 artarak, dünyadaki toplam üretimin yüzde 2,5’i olan bin 630 milyar dolara ulaştığını belirtti, “2010 yılında acil insani yardım gereken 7 ülkenin toplam talebi 305 milyon dolarken, en büyük silah üreticisi Lockheed Martin’in 2010 kari bu rakamın 10 katı, yani 3 bin 24 milyon dolardır” dedi.

Kabadayı, Türkiye’deki silahlanma harcamaları için de şu bilgileri verdi:

“Türkiye dünya askeri harcamalar listesinde 17,5 milyar dolarla, 15. sıradadır. Türkiye’nin askeri harcamalar toplamı son 5 yılda yüzde 40 artmıştır. Türkiye Gayri Safi Milli Hasılası’nın yüzde 2.4’ünü askeri harcamalara ayırmaktadır. Son 5 yılda 2 kat artarak toplam 8 milyar dolara ulaşan iç güvenlik harcamasını da askeri harcamalara eklediğimizde 2010 yılında toplam 24 milyar dolarlık bir askeri ve iç güvenlik harcaması yapıldığını görmekteyiz.”

‘YILLIK GELİRİN 440 TL’Sİ SİLAHLANMAYA’

“Her Türk vatandaşı yıllık gelirinin 244 dolarını yani 440 TL’sini silahlanmaya ayırmaktadır” diyen Kabadayı, 701 lira olan asgari ücreti hatırlattı.

Kerem Kabadayı, silahlanma harcamalarının dünyayı daha güvensiz hale getirdiğine dikkat çekerek, “Bir devletin büyüklüğü beslediği orduyla, başka ülkelere yolladığı askerlerle, savaşa ve silahlanmaya ayırdığı bütçeyle değil, barışa ve insanına verdiği değerle anlaşılır” dedi.

Kabadayı son olarak, “149 ülkenin analiz edildiği Dünya Barış Endeksi’nde Türkiye 128. sırada. Küresel Militarizasyon Endeksi’nde Türkiye 27. sırada. Bu tabloyu değiştirmek için, savaşa değil, insana bütçe istiyoruz” diye konuştu.

Açıklamaya, uluslararası savaş karşıtları örgütlerinden de temsilciler katıldı.

Askeri Harcamalar İnsanlığı Harcıyor!

BİA Haber Merkezi – 12 Nisan 2012

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu öncülüğünde birçok sivil toplum örgütü, “İnsanlık savaş için günde 4,4 milyar dolar harcıyor, Türkiye GSMH’nın yüzde 2,4’ünü askeri harcamalara ayırıyor. Peki dünya son 10 yılda daha güvenli mi?” dedi.

Uluslararası Barış Bürosu ve Uluslararası Politik Etütler Enstitüsü’nün ilan ettiği “Askeri Harcamalara Karşı Eylem ve Direniş Günü”nde Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu öncülüğünde birçok sivil toplum örgütü, “askeri harcamalar insanlığı harcıyor, daha iyi bir dünya için askeri harcamalara karşı birleşelim” dedi.

Mor ve Ötesi’nden Kerem Kabadayı’nın Galatasaray Lisesi önünde okuduğu basın açıklamasında, dünyadaki askeri harcamalarla, silahlanmanın ekonomik, sosyal ve insani maliyetlerinin halkın sırtına yüklendiğini belirtti.

Açıklamaya göre, son on yılda askeri harcamalar yüzde 50 arttı; bu da dünyadaki üretimin yüzde 2,5’i yani 1630 milyar dolar demek.Bu harcamaların yüzde 43’ü Amerika Birleşik Devletlerine (ABD) ait.

“İnsanlık savaş için günde 4,4 milyar dolar harcıyor. Yetkililer bunun güvenlik için olduğunu söylüyor. Son 10 yıla bakınca dünya daha güvenli bir yer olmuş mudur?”

Büyümenin arkasındaki tablo

Kabadayı açıklamada, Türkiye’de hala silah alımının gizlilik gerekçesi ile Sayıştay denetimi dışında tutulduğunu, bu yüzden de kimsenin hesap sormadığını belirtti.

Türkiye’nin 2011 Gayri Safi Milli Hasılası (GSMH) 772 milyar dolar; büyüme oranı 8,5.

Açıklamadaki bilgilere göre, Türkiye GSMH’nın yüzde 2,4 yani 17,5 milyar dolarını askeri harcamalar oluşturuyor. Bu rakam NATO ortalaması yüzde 2’nin de üzerinde.

Türkiye dünyada 15.sırada

Son beş yılda, asker harcamalar yüzde 40 arttı. Bu rakamlarla Türkiye dünya askeri harcamalar listesinde 15. sırada. 2010’da silah alımına 3,6 milyar dolar harcandı.

Açıklamada, zorunlu askerlik nedeniyle 15 ay üretimden koparılan insanların maliyeti de eklendiğinde Türkiye’de toplam üretimin yüzde 5’i askeri ve iç güvenlik konularına harcandığı belirtildi.

“Devletin büyüklüğü, barışa verdiği değerle anlaşılır”

Türkiye’nin Dünya Barış Endeksi’nde 128. sırada olduğunu söyleyen Kabadayı, “Bir devletin büyüklüğü, orduyla, başka ülkelere gönderdiği askerle, savaşa ve silahlanmaya ayırdığı bütçeyle değil, barışa ve insana verdiği değerle anlaşılır” dedi.

Kabadayı, 2010 yılında acil insanı yardım gereken yedi ülkenin toplam talebi 305 milyon dolar iken en büyük silah üreticisi Lockheed Martin’in 2010 kârı bu rakamın tam 10 katı olduğunu söyledi.

Dünyada silah ticareti içindeki en büyük 200 firma içinde iki Türk firması Aselsan ve MKEK de var.

Uluslararası Barış Bürosu’ndan Colin Archer, petrol rezervlerinin azaldığı günümüzde, ülkelerin savaşa girmesinin muhtemel olduğunu buna karşı küresel bir mücadele yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Video için http://www.bianet.org/bianet/siyaset/137570-askeri-harcamalar-insanligi-harciyor

“Silahlanmayı Vergilerimizle Fonluyoruz Ama Denetleyemiyoruz”

BİA Haber Merkezi – 12 Nisan 2012

Küresel BAK’tan Nilüfer Dalay Türkiye’de silah alımlarının gizlilik gerekçesiyle Sayıştay denetiminin dışında tutulduğunu anlattı. Türkiye’nin en fazla askeri harcama yapan ülkeler içinde 15. sırada olduğunu söyledi.

Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu’ndan (Küresel BAK) Nilüfer Dalay dünyada ve Türkiye’deki askeri harcamalar, sonuçları ve sivil toplumun mücadelesi hakkında bianet’e konuştu.

Dalay dünya ölçeğinde ve Türkiye’nin askeri harcamaları hakkında bilgi verdi; ekonomiyi canlandırdığı tezlerinden hareketle savaş ekonomisinin sürekli kılınmak istendiğini ve sonuçlarının nasıl yıkıcı olabileceğini anlattı.

“Silahlar üretildikçe kullanılır”

Dünyadaki silahlanma trendi giderek artıyor, ticarette sürekli daha fazla yer kaplıyor. Bunu nasıl yorumlamak gerek?

Keynes teorisinin bir askeri yorumu var. Özellikle silah harcamalarına ya da silah sanayine destek verenler askeri harcamaların ekonomik büyümeyi canlandırdığını söylüyor. Devletler arasındaki mal ve hizmet taleplerini ve diğer mallara olan talepleri arttırıyor, istihdam sorununu çözüyor, diyorlar.

Mesela Türkiye’de savunma sanayinde 25 şirket var. Ortalama 19.800 kişi çalışıyor. Diyorlar ki savunma sanayi geliştikçe istihdam sorununa çözüm buluyoruz. Dolayısıyla askeri sanayinin ve askeri harcamaların sadece savaş zamanında değil, barış zamanında da ekonomik gelişmeye destek verdiği için teşvik edildiğini görüyoruz. Yani, sürekli bir savaş ekonomisi istiyorlar.

New York’daki Brown Üniversitesi’nde yapılan savaşın maliyetleri diye bir çalışma var. Bu çalışmada, ABD Savunma Bakanlığı’nın her yıl bir milyar doları üniversitelerde araştırma ve geliştirme çalışmalarına fon olarak aktardığı görülüyor. Pentagon ABD üniversitelerine fon sağlayan üçüncü kuruluş olmuş.

Üniversiteleri teşvik ediyorlar silah sanayini geliştirecek projeleri yapmaları konusunda. Böyle bir ekonomi kurulmuş dünyada.

Öte yandan devletler kamuoyuna yönelik olarak barış argümanları kullanıyorlar. Bu bir çelişki değil mi?

Silahlar üretildikçe kullanılması gerekiyor, insanlar üzerinde, bölgeler üzerinde… Hatırlayacaksınız, Lübnan’da, Felluce’de yeni kimyasal silahlar denendi, etkileri izlendi. Şu anda dünyada 168 noktada çatışma var. Yani dünya daha güvenilir bir hale gelmedi.

Devletlerin barış söylemini kullanıyor olması çok inandırıcı gelmiyor. Barış kültürü demek sorunları tartışarak, iletişerek halletmek demek. Eğer siz ortaya silah koyuyorsanız zaten barıştan söz etmiyoruz demektir.

Türk Silahlı Kuvvetleri ama Savunma Bakanlığı! Yani biz saldırmıyoruz, savunma için bu kadar harcama yapıyoruz demek gibi bir ikilem bu. Barışı sağlamak için silah kullanıyoruz anlamına geliyor bu. Oysa askeri bir kural var: Bir silah ya da cephane, tehlike oluşturacak şey neredeyse ilk saldırılacak yer orasıdır. Dolayısıyla sizin eğer cephaneniz varsa karşı taraf sizi o noktadan vuracak. O beni vurdu, ben seni vuracağım… Bir kısır döngü!

Barış söylemi olabilmesi için bunun içten olması lazım.

Bahsettiğiniz ekonomik eğilimin Türkiye’deki yeri nedir?

Biliyoruz ki en büyük silah üreticileri ABD’nin silah üreticileri. En büyük 20 şirketin içinde 14 ABD şirketi var. En büyük 200 şirket içinde iki Türk firması da var: Aselsan ve Makine Kimya Endüstrisi Kurumu.

Devlet İstatistik Enstitüsü’nün (DİE) son rakamlarına göre Türkiye ekonomisi bir yılda yüzde 8.5 büyüdü. Bu da Türkiye’nin Çin’den sonra dünyanın en çok büyüyen ikinci ekonomisi olduğu anlamına geliyor.

Türkiye aynı zamanda en fazla askeri harcama yapan ülkeler içinde 15. sırada. Giderek de yükseliyor.

Ama büyümenin bir diyeti de silahlanarak büyümek. Sanki büyümenin koşuluymuş gibi!

Ülke içinde de savunma bakanlığının, jandarmanın payına bakıyoruz, bir yıldan diğerine büyüyor. Demek ki biz eğitime, sağlığa ya da adalete değil, aslında savunmaya yatırım yapıyoruz. Büyümemizi ona dayandırmaya çalışıyoruz.

Silah endüstrisindeki 200 büyük şirket kâr etsin, ekonomiyi canlandırsın diye biz kanımızla ödüyoruz.

Silah alımı bütçesini denetleyebiliyor muyuz?

Canımızı yakan konulardan biri. Sonuç olarak biz vergilerimizden fonluyoruz bu askeri harcamaları ama temsil edilmiyoruz.

Türkiye’de silah alımları gizlilik gerekçesiyle Sayıştay denetiminin dışında tutuluyor. Bizim yarattığımız kaynaklarla, ödediğimiz vergilerle silahlar alınıyor ama biz onu denetleyemiyoruz. Yani, ödemesini biz yapıyoruz ama malımızı takip edemiyoruz.

Bir de işin vergi muafiyetleriyle desteklenmesi var. Mesela OYAK Holding’in çok ciddi vergi muafiyetleri var. Emekli sandıkları, keza Emniyet teşkilatının sahip olduğu birtakım kuruluşlar vergiden muaf. Vergiden muaf ama harcamalarını biz ödüyoruz.

Hem gizlilik nedeniyle takip edemiyoruz hem de biz onları fonlamak istemiyoruz ama onlar vergiden muaf. Neden x kuruluşu değil de onlar muaf?

Bu gizlilik durumu başka ülkelerde de karşılaşılan bir sorun mu?

Başka ülkelerde de gizlilikle yürütülüyor bu. İki yıl önce Strasbourg Parlamentosu’ndaki bir toplantıda İrlandalı bir katılımcı, İrlanda’da yaşadıkları bölgenin yakınındaki askeri havaalanının sürekli büyüdüğünü anlatmıştı.

Neden büyüdüğünü sormak istemişler, belediyeye başvurmuşlar ama hiçbir cevap verilmemiş. Bu büyümeyi tespit edebilmek, ne olduğunu anlayabilmek için gözetleme kulesi kurmuşlar.

Bir başka Alman üye de şunu anlattı: Bir kargo uçağı onların yakınındaki bir havaalanına sürekli mal taşıyor ama malın ne olduğu anlaşılmıyor. Öğrenmek için artık taciz etmeye başlamışlar havaalanının gümrük ve ilgili bölümlerini. Ortaya çıkmış ki silah taşınıyor. Halbuki, bunun da bir prosedürü varmış…

Ancak böyle çok yakın takipte tutarsanız; belediyeyi, kamu kuruluşlarını taciz ederseniz denetimin mümkün olacağı gözüküyor. O toplantıda, bundan sonra tacizci olmamız, sürekli soru sormamız lazım demek ki, dendi.

Türkiye’de de geçerli mi bu?

Biz burada kaç defa İncirlik için önerge verdik. Oradaki, bize açıklanmıyor ama, aslında bir Amerikan üssü. Hatırlayacaksınız, oradaki komutanın arabası arandı, kaç kere Amerikan askerleri tarafından güvenlikten geçerken Türk askerleri taciz edildi…

Şimdi aynı şey Kürecik’teki radar üssü için geçerli. Kürecik’teki radar ABD’nin radarı. Türkiye’de yabancı bir ülkenin askerleri bulunuyor ve bunun için iznin Meclis’ten alınması gerekir. Anayasa’ya göre böyle, 92. madde bunu yazıyor. Halbuki Bankalar Kurulu kararnamesiyle bunlara izin veriliyor. Türkiye NATO ortalamasının üstünde

Askeri harcamalar üzerinden bakarsak Türkiye’nin yeri nedir?

Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü (SIPRI) her yıl bütün ülkeler için askeri harcamalara yapılan rakamları açıklıyor. 17-18 Nisan’da 2011’e ait yeni rakamları açıklayacak.

2010 rakamlarına göre, dünyada silaha yapılan toplam harcama 1.630 milyar dolar. Bu da dünyanın yarattığı gayrisafi milli hasılanın (GSMH) yüzde 2.5’ine karşılık geliyor.

Bu askeri harcamanın yüzde 43’ünü 698 milyar dolarla ABD yapıyor. ABD’nin ulaştığı bu rakam onu izleyen 25 ülkenin askeri harcama toplamına eşittir. Türkiye ise 17.5 milyar dolarla 15. sırada.

DİE Türkiye’deki GSMH’yı 772 milyar dolar olarak açıkladı. Sadece silah harcaması olarak düşündüğümüzde, gerek SIPRI’nin raporunda gerek Türkiye’deki raporlarda bir yılda üretilen GSMH’nın yaklaşık olarak 2.4’ünü biz silah harcamalarına ayırıyoruz.

Emniyet gibi birimlerin harcamaları da katılıyor mu?

Bunun içine iç güvenlik için yapılan harcamaları da koyarsanız rakam 3.3’e geliyor. Bu oldukça yüksek bir rakam. Mesela NATO’ya göre yüksek.

NATO ülkelerinin silaha ayırdığı bütçe, SIPRI’nin verdiği toplam silah harcamalarına ayrılan bütçenin yüzde 62’sine karşılık geliyor: 955 milyar dolar.

NATO ve Avrupa ülkelerinin kendi GSMH’larında ayırdığı paya gelirsek, NATO için 1.7; Avrupa için de 2 civarında. Türkiye her ikisinin de üstünde. Türkiye’nin yerini görmek için bu önemli bir veri.

Askerlik ve savaş / Hüsnü Öndül

Evrensel – 12 Nisan 2012

Bugün, “Askeri harcamalara karşı küresel eylem günü.” Bugün, Türkiye toplumunun çeşitli kesimlerinden insanlar, Galatasaray Lisesi önünde saat 12.30’da buluşuyorlar. Bir basın açıklaması yapacaklar. Çağrı metinlerinde söyledikleri gibi,

“Bir ülkenin büyüklüğü beslediği orduyla, başka ülkelere yolladığı askerlerle, savaşa ve silahlanmaya ayırdığı bütçeyle değil, barışa ve insanına verilen değerle anlaşılır.”diyecekler.

Sonra bazı verileri paylaşacaklar;  çağrı metinlerinde bazılarını açıklamışlardı:

“149 Ülkenin analiz edildiği Dünya Barış Endeksi’nde Türkiye 128. sırada.

Küresel Militarizasyon Endeksi’nde Türkiye 27. sırada.” diyecekler.

Talep edecekler, çağrı metinlerindeki gibi:

“Bu tabloyu değiştirmek için, savaşa değil insana bütçe diyoruz.

Askeri harcamalar insanlığı harcıyor.

Askeri harcamalara karşı birleşelim.”

Pazar ve pazartesi günleri Diyarbakır’daydım. Hasanpaşa İş Hanı’nda bir süre sohbet ettik arkadaşlarla.Bir hayvan hakları savunucusu kadın arkadaş söyledi.

“Roboski’de acımız büyük” dedi. “İnsanlarımızı katlettiler” dedi. “Ben bir bütün olarak bakmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi. “Doğamızı katlettiler, katırları, kurtları,kuzuları, böcekleri, kuşları vurdular” dedi “Vuruyorlar,zehirliyorlar,kirletiyorlar” dedi. İçerdeki savaştan söz ediyoruz. 3 bin 700 köy yakılıp yıkılmadı mı? Köyler demek, binlerce ev demek.

Ceviz ağacı, çam ağacı, çiçekler, böcekler yakılmadı mı,  karıncalar?

Büyük bir içtenlikle söylüyordu bunları.

Kant 200 yıl önce yazmıştı, “Sonsuz Barış Üzerine Felsefi Düşünceler”de. Savaş demek yıkım demektir. En fazla yıkım da doğanın yıkımıdır. Barışı sağlamak lazım. Ama nasıl? Kant’ın pek çok önerisi var. Dünya hükümeti önerisi bugünkü Birleşmiş Milletler oluşumuna esin kaynağı olmuş.

Doğanın yıkımı genellikle gözden kaçırdığımız şey oluyor. Diyarbakır’da Hasanpaşa İş Hanı’nda bir kadın arkadaş bunu seslendirdi. Demek ki başka bir gözle de bakılabilirmiş.

Askerlik meselesini ve tabii savaş meselesini sorgulamamız gerek.

İnsanlık savaş karşıtlarının, vicdani retçilerin uyarılarını  dinlese ve ciddiye alsa iyi olur.Bir de vazgeçse bazı ülkeler, vicdani retçileri hapishanelere kapatmaktan…

Ağrı Diyadin Hapishanesinde bir iyi insan yatıyor, biliyorsunuz: Halil Savda! Bir vicdani retçi…Ve bir vicdani ret hakkı savunucusu.

Bütçede, “insana verilen değer”den bahsediyordu bugünkü etkinliklerinde insan ve doğa hakları, barış hakları savunucuları…

Hapishane, baskı, savaş, ölüm, tahribat, bomba, silah yerine “insana verilen değer”.

Hemen yanı başımızda Suriye’de patlıyor bombalar; içerideki savaş makinelerini de unutmayalım. İran’a doğru yayılıyor sesler. Ölüm sesleri.

Savaşı, askerliği, savaş araç ve gereçlerini sorgulama zamanıdır.

Hiç de geç değil…

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.
Share.

Comments are closed.